RSC-190


RSC-190.jpg

RSC-190 Mikroskop Altında.

{$izah}

Keşif: RSC-190, 12/07/19██ tarihinde Pasteur Enstitüsü, Fransa'ya bağlı bir tecrit adasındaki 1913 tarihinde Pasteur Enstitüsü'ne bağlı olarak açılan ilk patojen laboratuvarlarından birisi olan Louis Pasteur Mikroorganizma Laboratuvarı içerisinde bulunan Dünyadaki yaşamı sonlandırabilecek yüksek tehlike arz eden bir viral bakterinin Adadan taşınması için RSC Kurumundan yardım talep etmiştir. Kurum adaya içerisinde RSC Saha Ajanlarının bulunduğu bir bot göndermiştir. Birim tecrit adasına ulaştıklarında tam 5 kattan oluşan laboratuvarı bildirmiştir. Saha Ajanları laboratuvarın giriş katında birkaç ceset ve kayıt dosyaları haricinde bir şey bulunmadığını teşhis ettikten sonra üst kata ilerlediler. Üst katta tek bir oda bulunduğunu beyan eden birim kapı üzerinde "Alexandre Yersin" yazdığını rapor etmiştir. Birim kapıyı kırarak içeri girmiş ve içerideki ofiste bulunan arşiv dosyaları ve odadaki masa üzerinde Alexandre Yersin’e ait içinde yapılan deney ve olaylara ilişkin bir günce ile karşılaşmışlardır. Birim, laboratuvarda deneylerin yapıldığı ve mikroorganizmaların muhafaza edildiği alt katlara doğru ilerleyip giriş kapısından içeri girdiği esnada kapıdan "deformasyona" uğramış bir insan grubuna saldırmış birimde bulunan 20 personele de ateş yetkisi verildikten sonra işitsel temas kesilmiştir. Birim ile yaklaşık 30 saat boyunca temas kurulamadığından dolayı bölgeye 50 adet askerden oluşan DTF birimi adaya intikal etmiştir. Laboratuvara giren DTF askerlerinden bir DTF askeri alt katlara ilerlediği sırada 10 personelin cesedi ve deformasyona uğramış bir insanın kafasız şekilde yerde yattığını bildirmiştir. Ardından DTF birimi laboratuvarın son katına inmiş, ancak girişin kapısının metal ve beton katmanlar ile kapatılmış olduğunu fark etmiştir. Adaya intikal eden Salgın ve Patojen birimi odaya girip odada bulunan kutular içerisinde bulunan mikroorganizma (RSC-190) kapsüllerini RSC Kurumuna nakliye etmiştir. Ancak 10 metal zincir ile sabitlenmiş ve üzerinde "Sakın Açmayın" ibaresi olan metal bir masa kozmik hassasiyet ile Kuruma tekil olarak gönderilmiş ve muhafaza altına alınmıştır.

Saklama Prosedürleri: RSC-190, Tesis-044 içerisinde ağır saklama bölgesinde 10x4 metre genişliğinde, 5 metre yüksekliğinde ve en az 4. seviye personelin erişimine açık bir odada bulunan ve ███ volt elektrik verildiği sırada özel olarak hazırlanan metal bir anahtarı saat yönünün tersine çevirerek açılan saf vanadyum zırh ile kaplı, paslanmaya karşı yüksek korumalı bir tankerin içerisinde gaz formunda muhafaza edilecektir. Bu anahtar RSC-190 ile ilgili araştırmalardan sorumlu olan 5. seviye profesyonel araştırmacı Dr. Charles'ın kontrolündedir. Saklama alanı içerisinde duvara sabitlenmiş ve odanın tamamını gözlemleyecek pozisyonda duran yüksek çözünürlüklü bir kamera vardır. Bu alanın kapısının önünde 2 adet Zeta-x DTF personeli bulunur. Saklama alanına giren her personel 5. seviye biyolojik kıyafet giyme zorunluluğundadır. Saklama alanının sol duvarının arkasında RSC-190 muhafaza alanını gözlemleyecek şekilde camlara sahip 8x4 genişliğinde bir kontrol odası vardır. AD konseyinde yapılan oylama sonucu anomaliye denek dışı personelin hiçbir şekilde erişim izni yoktur. Personellerinin izinsiz RSC-190'a erişmesinde personel her şartta infaz edilecektir. RSC-190 denek testleri için ayrı bir oda bulunmaktadır. 10x10 metre genişliğinde ve 5 metre yüksekliğinde bu alanın tam ortasında kırılmaz cam ile kaplı bir oda daha bulunur. Bu alanın genişliği 6x6 metredir ve özel bir kilit mekanizmasına sahiptir. Mutasyona uğrayan veya uğramayan RSC-190 deneklerinin bir şekilde kaçması durumunda RSC-190 saklama alanının yakınlarında bulunan kontrol odasında alanı gözlemleyen personeller derhal deney odasını kilitler ve denek infaz edildikten sonra 5. seviye biyolojik kıyafet kuşanan sağlık personelleri oda içerisindeki personellere test uygular. Testin pozitif çıkması durumunda personel her şartta zorunlu olarak karantina altına alınır. RSC-190'ın tesis içerisinde salgın oluşturmasında ise Dr. Charles tarafından hazırlanan Protokol-190 uygulanacaktır.

Açıklama: RSC-190, RSC bilim departmanı tarafından yapılan derin araştırmalar ve incelemeler sonucu 96% ihtimal ile Kara Ölüm Vebasından sorumlu bakteri Yersinia pestis'in mutasyona uğramış alt türüdür. RSC-190, RSC kurumu, Dünya Sağlık Örgütü ve devletler tarafından "bilinen en yüksek seviye biyolojik tehdit" ilan edilmiştir ve sadece RSC-190 patojeni için özel olarak hazırlanan BGD-5 biyo-güvenlik numarasına sahiptir. Patojen Dünya üzerindeki diğer salgın hastalıklardan farklı olarak yapılan birçok test ve ayrıntılı inceleme sonucunda görünüşe göre RSC-190'ın tedavi/aşısının geliştirilmesinin günümüz teknolojisi ile mümkün değil. RSC-190, hiçbir antijen plazmidi veya viral aşıdan etkilenmiyor, yavaşlatılamıyor. Patojen inanılmaz derecede derece bulaşıcı, ölümcül ve agresif yapılıdır. Yeryüzünde bulunan hiçbir bedenin patojene karşı bağışıklık sahibi olma olasılığı yoktur. [RSC-190 PATOJEN DETAYLARINA GÖZ ATINIZ]. Patojenin bulaştığı insan bedenleri 60% ihtimal ile 6 ila 9 gün içerisinde hayatını kaybeder veya 40% olasılık ile mutasyona uğrayarak RSC-190'ın kontrol ettiği konağı haline gelir (RSC-190-b). RSC-190'ın hayvan bedenlerinde mutasyon olasılığı yoktur. Patojen, -79 ile 90 °C sıcaklık aralığındaki ortamlara limitsiz dayanabilecek kadar güçlü bir dış kabuğa sahiptir. Patojenin saldırgan tavırları RSC-190-b bedenlerini çoğunlukla 1 ile 2 saat içerisinde öldürür. Sonuç olarak RSC-190 nihai ölümcüllükte bir patojendir. Şimdiye dek RSC-190'a maruz bırakılan deneklerin hiçbiri bağışıklık belirtileri göstermedi ve yapılan araştırmalardan hiçbirinde RSC-190'ın kökeni (tam olarak) tespit edilememiştir. Dr. Charles ve ekibinin RSC-190 üzerinde yaptığı araştırmalar hâlâ sürmektedir.

• Havadan Bulaşır.
• Tükürük Yolu ile Bulaşır.
• Kan Yolu ile Bulaşır.
• Dışkı Yolu ile Bulaşır.
• Tarım Hayvanlarından Bulaşır.
• Köpek, Kedi Benzeri Hayvanlardan Bulaşır.
• Fiziksel Temas Yolu İle Bulaşır.
• Yapışkan, Kirli Yüzeylere Yapışır.

RSC-190_Biosuit.jpg

RSC-190 5. Seviye Biyolojik Kıyafet

{$izah}

Deney-01: RSC-190 enfekte edilen 5 adet denek (Denek 2413, Denek 9684, Denek 8126, Denek 1235,ve Denek-9655) yaklaşık 1 hafta boyunca karantina altında bekletildiler. Deney sonunda Denek 2413, Denek 9684, Denek 8126 RSC-190'ın ölümcül etkileri sebebiyle 6. günde yaşamlarını yitirdiler. Denek-9655 ise mutasyon geçirerek RSC-190-b haline geldi. RSC-190-b özel test odasında bulunan test alanına Denek-0567 ile birlikte konuldu. RSC-190-b Denek 0567'ye beklenmedik şekilde, aniden Denek 0587'nin üzerine doğru koştu ve elleriyle vücudunu tırmalarken boğazını dişleme eylemi gösterdi. Deneğin bu sırada RSC-190-b ye karşılık verme çabaları başarısız oldu ve kan kaybından dolayı yaşamını yitirince Dr. Charles'ın emri ile RSC-190-b infaz edildi ve deney sonlandı.

Deney-02: RSC-190-b insan şekillerinde, 1,71 metre boyutunda, tahta bir heykel ile birlikte test alanına konuldu. Yaklaşık 24 dakika gibi bir zaman içerisinde herhangi bir tepki gerçekleşmeyince heykel odadan alındı ve yerine Golden cinsinden, erkek bir köpek konuldu. RSC-190 19 dakika boyunca birkaç bakış atmaktan başka bir durum sergilemeyince köpek Eastern türünden, dişi bir şempanze ile değiştirildi ve yaklaşık 21 dakikanın ardından tekrar bir tepki gerçekleşmeyince RSC-190'ın saldırganlık duyusunun sadece "insanlar" üzerine olduğuna onay verildi ve deney sonlandı.

Deney-03: RSC-190 taşıyan Denek 6902 test odasına sokuldu ve hızlıca ve 5 kez üst üste derin nefes vererek patojeni oda içerisine yayması talimatını aldı. Denek emri yerine getirdikten sonra odadan çıkarıldı. Denek 3592 yaklaşık 3 saniye Denek 2093 30 saniye, Denek 7632 1 dakika ve Denek 1351 10 dakika boyunca oda içerisinde bekletildi ve çıkarıldı. Yapılan taramada tüm deneklerde RSC-190 tespit edildi ve 7-9 gün içerisinde hayatlarını kaybettiler (RSC-190-b mutasyonuna uğrayan denek olmadı).

Protokol-190:
RSC-190'ın bir şekilde muhafazadan kaçıp salgın yaratması durumunda tüm tesis-044 derhal 100% kilit altına alınacak ve içeride bulunan personellere durum anlatıldıktan sonra aralarına 5 metre mesafe koymaları hatta mümkünse farklı odalarda tek kişi olarak bulunmaları uyarısı yapılacaktır. Sonrasında özel olarak hazırlanan 5. seviye biyolojik koruma giysisine sahip 200 kişilik bir takım tarafından tesis içerisinde (güvenlik personeli dahil olmak üzere) bütün çalışanlara RSC-190 testi yapacaktır. Testin pozitif çıkması durumunda personel derhal karantinaya alınır denek ise infaz edilir.

Bulunan RSC-190 Günlüğü:

Sayfa 1: 13 Mayıs: Laboratuvarın açılışının ilk günü. İki sene öncesinde Kara Veba salgınına sebebiyet veren bakteri Yersinia Pestis'i bulmam sebebiyetiyle bana Louis Pasteur Mikroorganizma Laboratuvarının Fahri Yöneticiliğini veren sayın Pasteur Enstitüsüne müteşekkir ve onurlarımı sunuyorum. Laboratuvar karaya onlarca kilometre uzakta bulunan bir adaya inşa edildi. Zira, Yönetim Kurulu burada ifa edilen tüm araştırmaların gizli kalmasını bize özellikle dikte etti. Buna binaen adaya giriş ve çıkışlar büyük bir hassasiyet ile yürütülmekte. Bunun en önemli sebeplerinden bir tanesi burada var olmuş en tehlikeli mikroorganizmalar üzerinde deney ve testler yapılacak olması. Laboratuvar yarından itibaren faaliyete geçecek. Mikroorganizmalar bodrum katındaki bir saklama alanında muhafaza ediliyor. Yarın adaya gelecek bir savaş esiri üzerinde birtakım deneyler tabi olunacak. Gelecek gelişmeleri not edeceğimi bildirmekteyim.

Sayfa 2: 25 Mayıs: Savaş esirini birkaç güvenlik personeli yardımı ile kırılmaz cam materyalinden imal edilen bir kafesin içerisine soktuk ve bulunduğu alana yüksek seviyede Yersinia Ultimus Pestis (RSC-190) salındı. Esir buraya geldiğinden beri inanılmaz bir panik hali yaşamaktaydı. Saatler boyunca bu durum değişmedi ve isyan tavırları sergiledi hatta birkaç sefer elektrik şoku dahi verdik. Taki 2. güne kadar. Yersinia Ultimus Pestis esir üzerindeki etkilerini olabildiğince ağır bir şekilde belli etmeye başladı. Vücut üzerinde sayısız kabarcık meydana geldi, gözleri kan çanağına döndü, defalarca kez üst üste kan kustu. Ben ve arkadaşlarım esire acıyarak bakarken hiçbir müdahalenin işe yaramayacağını da unutmuyorduk. Bizden güçlükle istediği yardımları yok saymayı başardık. Sonrasında esir için oldukça zor geçen 3. günün sonunda esirin çok hafif değişmeye başlayan uzuvları ve neredeyse dökülen kıllarından mutasyonu geçirmeye başladığını fark ettik. Bu fırsatı yakaladığımız için sevinmiştik. Ardından es olabildiğince zorlu 3 gün daha geçti bu sürede onu sakinleştirmek için defalarca kez narkoz verdik. Esirin 6. gün içerisinde eziyet çekme eylemlerini tamamen sonlandırıp yaklaşık 19 saat boyunca bilinçsiz şekilde yere yığıldığını gözlemledik. Vücudu neredeyse tamamen değişmişti. Elleri ve tırnakları sivrileşmiş, Kasları çıkmış, Dişleri sanki bir "vampirmişçesine" uzamış, gözleri kan çanağına dönmüş ve vücudunda bulunan tepeden tırnağa bütün tüyler dökülmüştü. Bunların tek sorumlusu ise gözümüzle göremeyeceğimiz kadar ufak bir organizma. İnanmak gerçekten zor. Saat 21:16 sularında gözlemler sonucu esirin mutasyonunun tamamlandığına onay verildi. Sonrasında hiç beklemediğimiz bir anda esir yavaş kıpırdamalar ile ayağa kalktı. O sırada hepimiz korktuk. Esir bize doğru saldırmaya hazır bir "şempanzeymişçesine" sulu gözler ile bakındı. Hiçbir konuşmaya beklendiği gibi cevap vermedi. Birkaç dakika boyunca cam kafesin ardından bize hiçbir tepki vermeden baka kalınca arkadaşlarım ve ben esirin bu sakinliğine kanarak zor da olsa anlaşıp detaylı bir inceleme kafesin tek duvarını kaldırmaya karar verdik. Ürpertici ve şaşırtıcı olay ise burada gerçekleşti. Araştırmada görev alan yakın dostum Paul cam duvarı kaldırdığı sırada esir aniden hareketlendi ve önce "ona doğru doğrultulan silahları görevlilerin ellerinden aldı" sonra son hız ile "Paul'a ateş etti" ve üzerine atlayıp son gücüyle boynundan tüm ısırma gücüyle devasa bir parça koparma eylemi gösterdi. O sırada oda içerisinde bulunan herkese büyük bir panik hakim oldu ve ahmak gibi Paul can çekişirken donakaldık. En sonunda ben yangın baltasını son hızla alıp esirin kafasına birkaç kez saplayarak ağır hasar verdim ve onu yaralamayı başardım. Hepimiz şaşkın ifadeler ile bakakaldık ve deney sonlandı. Paul ise yüksek seviye kan kaybından dolayı hayatını kaybetti. Bizim görüşümüze göre yaşanan bu olay sonucu korkunç bir gerçek ortaya çıktı. Yersinia Ultimus Pestis mutasyonlarının bilinçsiz olduğunu düşünürdük fakat net dahi göremeyen, kişiliksiz bir yaratığın cam duvarı kaldırdığımız sırada "silahı alıp Paul'u vurması" anomalinin algılama yeteneğine sahip olduğunu veya eski zihninden bazı kırıntılar barındırdığını gösteriyor. "Yersinia Ultimus Pestis" bu bakteri bir yolunu bulur da serbest kalırsa insanlığın sonunun geldiğinin garantisi verilmiş demektir.

Sayfa 3: 27 Mayıs: Paul'un ölmesinden 2 gün geçene kadar mutasyona uğrayan esirin hareketlerinde herhangi bir anormal faaliyet ile karşılaşmadım (Onu artık Mutasyon-01 olarak anacağız). Günün çoğunluğunu odanın bir köşesinde cenin pozisyonu alarak bilinçsiz şekilde duruyordu. Sakindi ve muhafaza alanının köşesine oturup dizlerini çekmişti. Yüzü duvara bakıyordu Paul'un cesedi hâlâ muhafaza alanında duruyordu. Mutasyon-01'in hareketlenme olasılığına karşın cesedi içeride çürümeye bıraktık. Paul'un vücudu anlaşılır bir şekilde renk değiştiriyor ve Mutasyon-01 ile aynı geçiş semptomları gösteriyordu. Bu Paul'un yaşadığına dair bir bir gösterge olabilirdi fakat ensesi neredeyse tamamıyla kopmuştu. Bu sefer muhafaza alanının etrafı daha çok güvenlik kuvvetiyle kaplandı ve cam pencere ¼ oranında açıyla açıldı ve Paul'un cesedini almak için bir görevli içeriye hızla girip onu cam pencerenin altından attı ve cesedin transferi başarıyla gerçekleştirildi. Cam pencere kapatılarak muhafaza alanı tamamıyla güvence altına alındı fakat güvenlik görevlisi içeride kilitli kaldı ve Mutasyon-01 tarafından aynı şekilde öldürüldü. ceset biyolojik kıyafet kuşanmış özel personeller aracılığı ile morg odasına götürüldü. Ceset sedyeye yerleştirileceği esnada doktor Paul'den yaşam belirtileri aldığını belirtti. Kalp atışı ve kan basıncı normal seyrediyor, vücudundaki kıllar 63% oranında dökülmüş, vücut sıvıları çekildiğinden dolayı derisi çekilerek küçülmüş, dişlerinde sivrileşme ve büyüme gözlemlemiştir. Yaşam belirtileri gösteren bedenin Yersinia Ultimus Pestis konağına dönüşmesi ihtimali bulunduğundan dolayı elleri ve ayakları sedyeye kelepçelendi ve sedyede dik tutularak duvara montelendi. Geçen 2 saaten sonra Paul'un gözleri açıldı. Aynı 60%'lık dilimde bulunan kişiler gibi hastalanmış fakat diğer hastalar gibi hayatını kaybetmemişti. Paul kelepçeleri kolundan sökmeye çalıştı. Kelepçeleri kolundan sökmeyi uzun uğraşlar sonucu başaran Paul hızlıca yanındaki personele dalgın halinde yakalayıp saldırdı. Personelin saldırı sonucu ağır yaralanmasından sonra çalan alarm ile içeride bulunan herkes karantina bölgesinden çıktı. Gelen güvenlik personelinin tek çıkışı Paul (Mutasyon-02)'yi imha etmek olduğundan dolayı kafasına yediği bir şarapnel parçası ile yavaşladı ve kafası vücudundan tamamen ayrıldı. İmha edilen Mutasyon-02'nin kafası ve vücudunu adadaki 15 metre derinliğindeki bir mezara gömüldü ve üstü tamamen çimento ile kaplandı. Yaralanan personel aynı Paul gibi kopan derisi yerini siyah deriye bırakmıştı. Bunun nedeniyle kendisi de aynı şekilde infaz edilerek Paul'ün 9 metre uzağına gömüldü. Ben doktor Alexandre Yersin. Elimde biten seçenek ve daha fazla personel kaybını engellemek için deneyleri bitiriyorum. Adadan ayrılmadan önce adam metal teller ve duvar ile kaplanacak. Saygılarımla Alexandre Yersin.

Ek Not: Dr. Charles'ın önerisi ve AD konseyinde yapılan oylama sonucunda RSC-190'ın insanlığın sonunu getirecek bir pandemiye sebebiyet verme olasılığı nedeniyle RSC-190 üzerinde yapılan tüm deneyler sonlanmıştır.

Unless otherwise stated, the content of this page is licensed under Creative Commons Attribution-ShareAlike 3.0 License